SES TARİHÇE

SAĞLIK İÇİN EMEK,BARIŞ , DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDE

SES’ OLARAK  19 YIL…

SES’imiz, 70’li yıllarda sermayenin krizine çözüm olarak üretilmiş olan neoliberal politikalar sonucunda milyonlarca insanın geçim araçlarından koparılarak mülksüzleştirildiği, kamu hizmetlerinin piyasalaştırıldığı, halkın başta sağlık olmak üzere en temel kamusal hizmetlere ulaşımının zorlaştırıldığı, iş güvencesinden yoksunluğun, esnek ve kuralsız çalışma biçiminin asıl çalışma biçimine dönüştürüldüğü dönemin içerisinde hayat buldu.

12 Eylül zifiri karanlığının içerisinde her türlü baskı ve sindirme politikalarına karşı “hak verilmez, alınır” şiarı ile kapıkulu zihniyetini mahkum ederek 80’li yılların sonunda örgütlenmeye başlayan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri arka arkaya Genel Sağlık İş, Tüm Sağlık Sen, Sağlık Sen ve Sosyal Hizmet Sen isimli sendikaları kurarak, karanlıkta SES verdiler, yol gösterdiler.

Bu yol göstericiliğine ise egemenlerin yanıtı her zamanki gibi oldu; baskı, sürgün, işten atma, faili meçhul cinayetler…

Faili meçhul cinayetlerde onur üyelerimiz Ayşenur Şimşek, Necati Aydın, Behçet Aysan olmak üzere onlarca sağlık ve sosyal hizmet emekçisini yitirdik.

Yitirdiğimiz arkadaşlarımızın mücadelemizde ışık oldular, karanlığı aydınlatarak yol gösterdiler. Bugün onların gösterdiği yolda yürüyoruz.

1996 yılında saldırılara karşı birleşik bir mücadelenin örülmesi için 1 Ağustos’ta Genel Sağlık İş, Tüm Sağlık Sen, Sağlık Sen ve Sosyal Hizmet Sen SES çatısı altında birleşerek tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini kucaklayacaklarının sözünü verdiler.

Şimdi sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin SES’i hem daha güçlü, hem de yolu daha aydınlıktır.

SES’imiz, kurulduğu günden itibaren sağlığın piyasalaştırılması, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin iş güvencesinden yoksun, esnek ve kuralsız çalıştırılmasına karşı mücadelesini yürütürken, demokrasi mücadelesinden de ödün vermemiştir.

Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için ülkemizde ve dünyada savaşa karşı barışı, faşizme karşı demokrasiyi, emperyalizme karşı bağımsızlığı, baskıya karşı özgürlüğü, ırkçılığa ve şovenizme karşı halkların eşitliğini, özgürlüğünü ve kardeşliğini savunarak yolunda yürüyen SES’imiz dün başlayan ve bugün de AKP İktidarı ile birlikte hızlanan neoliberal politikalara karşı 19 yıldır (bileşenlerimizle birlikte 26 yıldır) mücadele ediyor.

Bugün sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ve halkımızın SES’imize daha çok ihtiyacı var.

Çünkü;

  • Aile hekimliği uygulaması ile koruyucu sağlık hizmetleri tasfiye edilmiş, aile hekimliği sürecinde acil servislerde pratisyen hekime ihtiyaç yok diyenler bugün yasadışı bir şekilde aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde çalışanlara angarya nöbet dayatılmıştır.
  • Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ücretleri enflasyon karşısında sürekli erirken, ek ödemeler emekliliğimize yansımadığı gibi performans ödemeleri de alınamamaktadır.
  • Sağlık ve sosyal hizmet alanında taşeron çalıştırma biçimi esas çalıştırma biçimine dönüştürülmüştür.
  • Sağlık ve sosyal güvenlik hakkı, SSGSS yasası ile hak olmaktan çıkarılmıştır. Emekliliği hayal haline getiren bu yasa, sağlıkta her gün artan katkı ve katılım payı, ama giderek daraltılan hizmet paketi dayatmaktadır. 1 Ocak 2012 tarihinde prim ödeme zorunluluğu ile azımsanmayacak bir nüfus sağlık hizmeti kapsamı dışında kalmıştır.
  • Sosyal hizmetler adım adım tasfiye edilmeye, sosyal hizmet sadaka anlayışı içinde “Sosyal Yardım”a dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Bakıma muhtaç yaşlı, çocuk ve kadınlar her türden istismara karşı devletin korumasından alınıp vakıf ve cemaatlerin kucağına atılmak istenmektedir. 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulması ve Teşkilatlanması ile ilgili KHK ile de SHÇEK İl Özel İdarelerine bağlanmış, son Yerel Yönetimler Yasası ile de Büyükşehir statüsüne alınan illerde İl Özel İdareleri lağvedilerek bu kurumların yerel yönetimlere devrinin önü açılmıştır. Bu şekilde sosyal hizmet siyasi iradenin eline teslim edilerek onun keyfine terk edilmiştir.
  • Hastaneleri işletme haline getiren Kamu Hastane Birlikleri uygulaması, sermayeye kamudan kaynak aktarmanın pervasız bir yöntemi olan Kamu-Özel Ortaklığı yoluyla “Sağlık Kampüsleri” oluşturulması, her türlü denetimden uzak Serbest Sağlık Bölgeleri kurulması, Sağlık Turizmi olanaklarını veren düzenleme, yabancı uyruklu Hekim ve Hemşire” çalıştırma yolunun açılması dolayısıyla iş gücü maliyetini ucuzlatma gibi düzenlemeleri ile Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yasal ve hukuki yapılanması tamamlanmıştır.
  • Yöneticiler tarafından sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini itibarsızlaştırılması süreci kamu sağlık kurumlarında şiddeti arttırmıştır.

Kısacası sağlık ve sosyal hizmetler paranın egemenliğine tabi kılınmış, sağlık çalışanları ise kölece çalışmaya mahkum edilmiştir.

Evet 26 yıl önce olduğu gibi bugün de SES’imize ihtiyacımız var.

İş, ücret ve işyeri güvencesi ile eşit, nitelikli, ulaşılabilir ve anadilde sağlık hizmeti için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.

Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinden aldığımız güçle; Ülkemizde yaşanan antidemokratik uygulamalara, hak gasplarına, insan hakları ihlallerine, çalışma koşullarımızın kötüleştirilmesine, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin köleleştirilmesine ve halkın sağlık hakkına ulaşımındaki engellere karşı mücadeleden bir adım bile geri atmadan yürümeye de devam ediyoruz.

YOLUMUZ AÇIK OLSUN…

MERKEZ YÖNETİM KURULU